Kavcıoğlu: Politika faizi gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecek

Kavcıoğlu, politika faizinin gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceğini bildirdi.

Kavcıoğlu: Politika faizi gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecek

Kavcıoğlu, politika faizinin gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceğini bildirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Enflasyon Raporu bilgilendirme toplantısında şunları söyledi:

"Salgına bağlı olarak 2020 yılında sert daralan küresel ekonomi, destekleyici politikalar ve aşılama sürecindeki olumlu gelişmelerin etkisiyle toparlanmaya devam etmektedir. Bu iyileşme sürecinde, özellikle imalât sanayi faaliyeti ve küresel ticaretteki ivmelenme belirleyici olmaktadır. Son dönemde sıkılaştırılan kısıtlamalar nedeniyle kısa vadede Avrupa ülkelerinde yavaşlama beklenirken, aşılama hızı ve mali destek paketinin etkisiyle ABD ekonomisine ilişkin görünüm bir önceki rapor dönemine göre belirgin şekilde iyileşmiştir. Dış talep görünümümüzü değerlendirebilmek açısından ana ticaret ortaklarımıza ilişkin 2021 yılı büyüme tahminlerini mercek altına aldığımızda, salgının seyrine ve aşılama hızına bağlı olarak bazı Avrupa ülkelerinde bir miktar aşağı yönlü güncellemeler gözlenirken ABD ve İngiltere başta olmak üzere önemli ihracat pazarlarımızda belirgin bir iyileşme öngörülmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’nin dış talebini resmeden ihracat ağırlıklı küresel büyümeye dair Ocak Enflasyon Raporu’nda çizilen olumlu görünüm korunmaktadır.

Emtia fiyatlarının bulunduğu yüksek seviyeler ve gelişmiş ülkelerde büyümeye ilişkin beklentilerde gözlenen iyileşme küresel enflasyon görünümü üzerinde etkili olmaktadır. Yükselen küresel enflasyon beklentileri, gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizliklere, uzun vadeli tahvil getirilerinde yükselişe ve küresel finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açmaktadır. Bu durum gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturmakta ve makro dengeleri daha fazla kırılganlık içeren ülkeler bu şoklardan daha olumsuz etkilenmektedir. Düşük faiz ortamının uzun bir süre devam edeceğine dair güçlü sözlü yönlendirmelere rağmen, maliyet ve talep yönlü küresel enflasyon baskılarının küresel finansal piyasalarda yol açtığı dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Bu görünüm altında, küresel finansal piyasalarda veri duyarlılığının ve buna bağlı oynaklıkların devam edeceği, dolayısıyla para politikasında ihtiyatlı duruşun öneminin arttığı bir döneme girdiğimizi değerlendiriyoruz.

Nitekim, bir önceki rapor döneminden bugüne, gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış, gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerini sekteye uğratmıştır. Hisse senedi piyasasına girişlerin devam ettiği Çin hariç tutulduğunda, gelişmekte olan ülkelerde Şubat ayından itibaren portföy hareketleri çıkış yönüne dönmüştür.

Konuşmama yurt içi makroekonomik görünümle devam etmek istiyorum.

İktisadi faaliyet, geçmiş öngörülerimizle büyük ölçüde uyumlu bir şekilde, 2020 yılının son çeyreğinde güçlü seyrini korumuş ve uzun dönem eğiliminin üzerinde seyretmeye devam etmiştir.

İnşaat yatırımları hariç tutulduğunda yurt içi talep oldukça güçlü bir ivme sergilemiştir. Özel tüketim talebi canlı seyrederken, kamu kesimi de iç talebe destek vermiştir. Bu dönemde makine-teçhizat yatırımları yüksek oranlı bir artış kaydetmiştir.

Salgının kısıtlayıcı etkilerine rağmen, sanayi üretimi ve ciro endeksleri yılın ilk çeyreğinde de artışını sürdürmüştür. İmalat sanayi faaliyetindeki kuvvetli ivme, ara malları ve dayanıklı tüketim mallarında daha belirgin olmak üzere, sektörler itibarıyla geniş bir yayılım sergilemiştir. Turizm bağlantılı bazı sektörler haricinde imalat sanayinin genelinde olumlu bir seyir izlenmektedir. Buna karşılık, salgın kısıtlamalarından en olumsuz etkilenen faaliyet kollarındaki zayıf seyir, hizmetler sektöründeki iyileşmeyi sınırlamaya devam etmektedir.

Yüksek frekanslı veriler, kredi gelişmeleri ve kontrollü normalleşmeyle birlikte iktisadi faaliyetin güçlü seyrini sürdürdüğüne işaret etmiştir. Ancak önümüzdeki dönemde salgının gidişatı ve aşılama sürecine bağlı olarak iktisadi faaliyet üzerinde her iki yönde riskler bulunmaktadır. Finansal koşullardaki sıkılaşmanın yanı sıra son dönemde açıklanan kısıtlamaların etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde iktisadi faaliyetin yavaşlayacağı tahmin edilmektedir.

İktisadi faaliyetteki güçlü seyre rağmen istihdam artışının, büyümenin gerisinde kaldığı ve işsizlik oranlarının yüksek düzeylerini koruduğu görülmektedir. Bu gelişmede, konaklama, yiyecek hizmetleri ve eğlence-kültür gibi emek yoğun hizmet sektörlerinin salgından olumsuz etkileniyor oluşu ve iş gücüne katılım oranlarındaki artış etkili olmaktadır. Yılın ikinci yarısında yurt dışı ve yurt içinde aşılama sürecinin devamıyla birlikte salgına bağlı olumsuzlukların hafiflemesi, böylelikle hizmet sektörlerine yönelik görünümün iyileşmesi ve turizmin hız kazanmasıyla istihdam imkânlarının da genişlemesi beklenmektedir.

Salgının belli hizmet sektörlerinde istihdamı sınırlayıcı etkisine karşılık, sanayi firmalarının yatırım iştahı olumlu sinyaller vermektedir. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında toparlanmaya başlayan yatırım talebi, yılın ilk çeyreğinde güç kazanmıştır. Bu dönemde, yatırım amaçlı kredi talebinin arttığı ve büyük firmalarda daha belirgin olmak üzere yatırım eğiliminin güçlendiği görülmektedir.

İhracat, yılın ilk çeyreğinde bölge ve sektörler geneline yayılarak artışını sürdürmektedir. Hem Avrupa hem de Avrupa dışına yapılan ihracat olumlu bir performans sergilerken, küresel düzeyde imalat sanayiindeki güçlü seyrin devam etmesi, dış talep ve ihracat görünümünü desteklemektedir.

Buna karşılık, güçlü iç talep ve artan uluslararası emtia fiyatları ithalat faturasını olumsuz etkilemektedir. Altın ithalatı ise özellikle ocak ayının ikinci yarısından itibaren kademeli bir yavaşlama eğilimine girmiştir. Yüksek frekanslı veriler, geçtiğimiz yıl dış dengedeki bozulmanın önemli bir bileşeni olan altın ithalatının mart ayında tarihsel ortalamalarının altına indiğini göstermektedir. Bu eğilim, dış ticaret hadlerinin cari denge üzerindeki olumsuz etkisini hafifletmektedir.

Mevcut eğilimler, yılın ilk çeyreğinde yataylaşan yıllıklandırılmış cari dengenin yılın ikinci çeyreğinden itibaren iyileşmeye başlayacağına işaret etmektedir. Yılın ikinci yarısında aşılamanın da olumlu etkisiyle vaka sayılarının hem yurt dışında hem yurt içinde azaldığı bir görünümün, turizm faaliyetlerini ve dış dengeyi destekleyeceğini öngörüyoruz. Salgına bağlı uluslararası kısıtlamalar ve arz sıkıntıları bazı sektörlerde ihracat imkânlarını önemli ölçüde genişletmiş, tedariklerin ülkemize kaydırılması neticesinde hazır giyim ve tekstil başta olmak üzere belli sektörlerde ihracat ilave bir  ivme kazanmıştır. Öte yandan tedarik sorunları, başta otomotiv olmak üzere bazı sektörlerde ham madde ve ekipman yetersizliğine yol açarak küresel eğilimlere paralel şekilde üretimi ve ihracatı etkilemektedir.

Yılın ikinci yarısında salgına bağlı koşulların iyileşmesiyle arz kısıtlarının da zamanla giderileceğini tahmin ediyoruz. Bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, öngörülenin üzerinde bir performans sergilediğimiz ihracat tarafındaki gelişmeleri memnuniyetle karşılıyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranının tarihsel ortalamasının belirgin şekilde üzerine çıkarak yüzde 80-90 bandında istikrar kazanmış olması ve bunun sürekliliği, sağlıklı bir dış denge ve makrofinansal istikrar açısından kritik önem arz etmektedir.

Küresel finansal koşulların sıkılaştığı bir konjonktürde, toplam talebin hız ve kompozisyon bakımından ılımlı ve dengeli bir seyir izlemesi, dış denge kanalıyla finansal istikrar ve fiyat istikrarını destekleyecektir.

Bu kapsamda kredilerin büyüme hızı ve kompozisyonu kritik önemdedir. 2020 yılının üçüncü çeyreğinden başlayarak atılan parasal sıkılaştırma adımlarına ve koordineli olarak yürütülen diğer politikalara bağlı olarak kredi büyümesi önemli ölçüde yavaşlamış, ocak ayı sonlarından itibaren ise yeniden artış eğilimine girmiştir. Son dönemde ticari kredilerde ılımlı bir seyir gözlenirken, finansal koşullardaki sıkılaşmaya rağmen bireysel kredi büyümesinde yükseliş eğilimi sürmektedir. Bu dönemde ihtiyaç kredileri de görece yüksek bir oranda artarken, konut kredileri geçen yılın son çeyreğinde kaydettiği yavaşlamadan sonra zayıf seyretmektedir. Ticari kredilerdeki artışın ise, güçlü seyreden faaliyete bağlı olarak işletme sermayesi amaçlı kullanılmasının yanı sıra, son dönemde giderek daha fazla oranda yatırım amaçlı olarak kullanılması, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme açısından memnuniyet vericidir.

Buraya kadar özetlediğim çerçevede, Ocak ayı Enflasyon Raporu’nu takip eden dönemde enflasyon görünümü üzerinde etkili olan talep ve maliyet yönlü unsurlar, para politikasında ilave sıkılaşma gerektirmiştir.

Merkez Bankası, orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü riskleri dikkate alarak Mart ayında önden yüklemeli ve güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmış, Nisan ayında ise sıkı politika duruşunu korumuştur. Geçtiğimiz üç aylık dönemde Merkez Bankası fonlaması sade bir operasyonel çerçevede açık piyasa işlemleri ve swap işlemleri  kanalıyla yapılmış, gecelik faizler Merkez Bankası politika faizi etrafında oluşmuştur.

Küresel risk iştahındaki dalgalı seyrin Türkiye ekonomisine yansımaları dikkate alındığında, dezenflasyon odaklı para politikası duruşu, ülke risk primi ve dış finansman imkânlarında kalıcı iyileşme için kritik önem arz etmektedir. Küresel finansal koşullardaki  dalgalanmaların, gelişmekte olan ülkeler üzerinde daha fazla risk oluşturması nedeniyle, sıkı para politikası duruşunun enflasyonda düşüş önceliğiyle kararlılıkla sürdürülmesi, söz konusu oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecektir.

Şimdi de bu makroekonomik arka plânda şekillenen enflasyon görünümüne ilişkin göstergeleri ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir, güçlü iç talep, küresel ve yurt içi tedarik sorunlarına bağlı arz kısıtları, enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir ve birikimli döviz kuru etkileri enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir.

Tüketici enflasyonu 2020 yıl sonundaki yüzde 14,6 seviyesinden ilk çeyrekte  yüzde 16,2’ye yükselmiştir. Salgın ile birlikte 2020 yılında hanehalkı tüketim kalıplarında önemli değişimler olmuş, bu doğrultuda tüketici enflasyon sepetindeki ağırlıklar güncellenmiştir. Bu gelişme, Ocak ayı Enflasyon Raporu’nda paylaştığımız enflasyon tahmin patikasını kısa vadede yükseltici yönde etkilemiştir. Geçmiş iletişimlerimizde de belirttiğimiz üzere, tüketici enflasyon sepetinde yapılan ağırlık güncellemesinin ocak tahmin patikasına etkisinin Nisan ayında 0,5 puana ulaştıktan sonra kademeli olarak azalarak, yıl sonu itibarıyla  ortadan kalkacağı öngörülmüştü. Ağırlık değişiminin etkisi düzeltildiğinde, ilk çeyrek tüketici enflasyonu gerçekleşmeleri geçmiş öngörülerimizle birebir uyumlu seyretmiştir. Bu uyumlu seyirde, taze meyve ve sebze gibi oynaklığı yüksek kalemlerdeki olumlu gidişat etkili olurken, çekirdek-B enflasyonu öngörülerimizin üzerinde kalmıştır.

Enflasyonda ilk çeyrekte görülen yükselişte temel mal ve enerji grupları öne çıkmıştır. Diğer taraftan, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının net etkisi, eşel mobil uygulamasının da desteğiyle, bu dönemde enflasyonu sınırlayıcı olmuştur.

Çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları geçtiğimiz yıl sonuna kıyasla artarken, eğilimleri bir miktar iyileşmekle birlikte yüksek seyretmeye devam etmiştir. Enflasyon eğilimi, temel mallarda birikimli döviz kuru etkilerinin zayıflamasıyla bir miktar gerilerken, işlenmiş gıda ve hizmetlerde yükselmiştir. Enflasyon eğiliminin Nisan ayında da  iyileşmeye devam etmekle birlikte, yüksek düzeylerini koruyacağını öngörmekteyiz. Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon rakamları henüz arzuladığımız ölçüde bir yavaşlamaya işaret etmemektedir.

Orta vadeli tahminlerimize geçmeden önce, enflasyonun temel makro belirleyicilerine ilişkin değerlendirmelerimize yer vermenin faydalı olacağını düşünüyorum.

İlk çeyreğe ilişkin veriler, ekonominin döngüsel durumuna ilişkin geçmiş değerlendirmelerimize kıyasla toplam talep koşullarının daha enflasyonist bir düzeyde seyrettiğine işaret etmektedir. Bu dönemde iktisadi faaliyetin, iç ve dış talep kaynaklı olarak Ocak Enflasyon Raporu öngörülerimizden daha güçlü seyrettiğini değerlendiriyoruz. Merkez Bankası bünyesinde takip edilen çıktı açığı göstergeleri, yılın ilk çeyreğinde talep yönlü enflasyonist etkilerin sürdüğüne işaret etmektedir.

Analizlerimiz, geçtiğimiz yıldaki parasal genişlemenin birikimli etkilerinin yanı sıra ocak ayı sonlarından itibaren kredi büyümesinde gözlenen yükseliş eğilimi ve mart ayı başındaki kontrollü normalleşme adımlarının iç talep üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Dış talep ve ihracat ise salgın kısıtlamalarına rağmen küresel imalat sanayi faaliyetlerindeki olumlu görünümün desteğiyle oldukça canlı seyretmiştir. Bu doğrultuda, yılın ilk çeyreğinde talep kaynaklı enflasyonist baskıların hafiflemeye başlayacağı yönündeki geçmiş  öngörülere kıyasla daha güçlü bir görünüm ortaya çıkmıştır. Bu  görünüme bağlı olarak mart ayında yapılan ilave sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki sınırlayıcı etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleşeceği, net kredi kullanımı ve iktisadi faaliyetteki yavaşlamayla birlikte enflasyon üzerindeki talep yönlü baskıların hafiflemeye başlayacağını öngörmekteyiz.

Yılın ilk çeyreğinde Türk lirasında gözlenen değerlenmeyle birlikte yıllık enflasyon üzerindeki birikimli döviz kuru etkileri kısmen hafiflerken, ithalat fiyatlarındaki belirgin artışlar enflasyonun yüksek seyrinde önemli rol oynamıştır. Küresel toparlanmayla birlikte geçtiğimiz yıla kıyasla yüksek oranlarda artış kaydeden uluslararası tarımsal emtia ve metal fiyatları, gıda ve temel mal gruplarında enflasyonu olumsuz etkilemiştir. Buna ilaveten, referans fiyat uygulamaları kapsamında, fiyatları zamana bağlı olarak uyarlanan belirli kalemlerde döviz kurundaki değer kayıplarının gecikmeli etkileri enflasyon üzerinde etkili olmuştur.

Öncü göstergeler, yılın ilk çeyreğindeki kısmi iyileşmenin ardından, döviz kuru duyarlılığı yüksek gruplarda fiyat artışlarının bir miktar hızlandığına işaret etmektedir. Bunun yanı sıra, eşel mobilin sınırlayıcı etkisine rağmen, uluslararası emtia fiyatlarındaki artışlara bağlı olarak maliyet unsurları önemini korumaktadır.

Enflasyon görünümünde etkili olan bir diğer unsur da küresel ve yurt içi tedarik sorunlarına bağlı fiyat artışlarıdır. Anket göstergeleri ve firma görüşmelerinden edinilen bilgiler, tedarikçilerin teslim sürelerinin uzadığına işaret etmektedir. Sektörel ayrımda incelendiğinde, mineral madde, metal, makine, elektronik ürünler ve bağlantılı sektörlerde teslimatlardaki gecikmelerin daha belirgin olduğu gözlenmektedir. Arz sıkıntılarının ne kadar süreceğine dair belirsizlikler söz konusu olmakla birlikte bu sorunların yılın ikinci yarısında kademeli olarak hafiflemesini bekliyoruz.

Son olarak, ankete dayalı ve piyasa bazlı enflasyon beklentileri yılın ilk iki ayındaki iyileşmenin ardından, finansal oynaklıklardaki artışla birlikte son dönemde yükselmiştir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir.

Orta Vadeli Tahminler ve Riskler

Orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin tahminlerimize geçmeden önce tahmine esas aldığımız temel varsayımlarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Orta vadeli tahminler üretilirken, başlangıç noktası olarak şimdiye kadar özetlediğim iktisadi görünümü esas aldık. İthalat fiyatları, gıda fiyatları, küresel büyüme ve maliye politikası gibi dışsal unsurlar için varsayımlarımızı gözden geçirdik ve güncelledik.

Son dönemde petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel toparlanma beklentilerinin güçlenmesiyle ham petrol fiyatlarına dair projeksiyonlar yukarı yönlü güncellendi. Vadeli fiyat eğrisi, petrol fiyatlarının bir miktar daha yükseldikten sonra yılın ikinci yarısında gerileyeceğini, böylece 2021 yılı ortalamasının 64,4 ABD doları, 2022 yılı ortalamasının ise 61,9 ABD doları seviyesinde oluşacağı bir fiyatlamaya işaret ediyor. Petrolün yanı sıra endüstriyel metal ve tarımsal ürünler gibi emtia fiyatlarında da geçmiş öngörülerin üzerinde bir seyir görüyoruz. Bu doğrultuda 2021 yılına ilişkin ithalat fiyatları varsayımımızı yukarı yönlü güncelledik. Diğer yandan, uluslararası piyasalarda oluşan vadeli fiyat eğrisi 2022 yılında ithalat fiyatlarında sınırlı bir gerileme öngörüyor.

Gıda enflasyonu varsayımlarımızı ise döviz kuru gelişmeleri ve uluslararası fiyatlara ilişkin görünümü dikkate alarak 2021 ve 2022 yılları için yukarı yönlü güncelledik. Gıda varsayımımız üzerindeki yukarı yönlü en belirgin riskin uluslararası fiyatların seyri olduğunu değerlendiriyoruz.

Dış talep görünümüne ilişkin varsayımlarımızda ise, konuşmamın ilk bölümünde de ifade ettiğim üzere, belirgin bir değişikliğe gitmedik.

Maliye politikası ve finansal politikaların, para politikası ile eşgüdüm içerisinde, enflasyonda öngörülen düşüş patikasıyla uyumlu bir makro çerçevede belirleneceği bir orta vadeli görünümü esas aldık.

Şimdi sizlerle, çizmiş olduğum bu genel çerçeve dâhilinde ürettiğimiz enflasyon ve çıktı açığı tahminlerimizi paylaşacağım. Temel varsayımlarımız ve kısa vadeli öngörülerimiz çerçevesinde, politika faizinin güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceği bir görünüm altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngörüyoruz. Bu çerçevede, enflasyonun 2021 yıl sonunda yüzde 12,2 olarak gerçekleşeceğini, 2022 yıl sonunda yüzde 7,5’e ve 2023 yıl sonunda ise orta vadeli hedef olan yüzde 5 seviyesine gerileyerek istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz.

Böylece, 2021 yıl sonu enflasyon tahmini 2,8 puanlık güncellemeyle yüzde 9,4’ten yüzde 12,2’ye yükselttik. Bir önceki Rapor dönemine göre Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarına bağlı güncelleme enflasyon tahminini 1,8 puan artırırken gıda fiyatlarında öngörülen yüksek seyir enflasyon tahminini 0,4 puan yukarı itti. Diğer yandan, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar, büyük ölçüde haberleşme hizmetleri özel iletişim vergisi artışı ve ocak ayında yapılan tütün ürünlerindeki vergi ayarlamasının yansımalarıyla, tahmini 0,1 puan yukarı çekti. Ayrıca, toplam talep koşullarının öngörülenden güçlü seyri nedeniyle çıktı açığı patikasında yapılan yukarı yönlü  güncelleme yıl sonu tahminine 0,4 puan artırıcı yönde katkıda bulundu. Son olarak, enflasyon ana eğiliminde bir önceki Rapor dönemine göre gözlenen artış 2021 yıl sonu enflasyon tahminini 0,1 puan yükseltti.

2022 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 7’den yüzde 7,5’e güncelledik. 2021 yıl sonu tahminindeki güncelleme, geçmişe endeksleme davranışına ve ana eğilime etkilerine bağlı olarak 2022 yıl sonu enflasyon tahminini 0,3 puan yukarı çekmektedir. Ayrıca, Türk lirası cinsi ithalat fiyatları tahmini 0,3 puan yukarı çekerken, gıda enflasyonu varsayımındaki güncelleme ise tahmini 0,1 puan yükseltmiştir. Buna karşılık, çıktı açığındaki güncelleme ise tahmine 0,2 puan azaltıcı yönde katkıda bulunmaktadır.

Müsaadenizle, bu ilk Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı katılımımda para politikasına yönelik önemli gördüğüm bazı hususları sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Konuşmamda özetlediğim küresel ve yurt içi makroekonomik görünüm çerçevesinde enflasyon üzerindeki talep ve maliyet yönlü etkiler önemini korumaktadır. Ayrıca, enflasyon beklentilerindeki mevcut seviyeler fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Mevcut görünüm, enflasyon beklentilerinde  ve enflasyon eğiliminde kalıcı düşüşe işaret eden göstergeler oluşana kadar sıkı parasal duruşun büyük bir kararlılık ve sabırla sürdürülmesini gerektiriyor.

Sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışı için makroekonomik istikrarın  bir ön koşul olduğunun bilincindeyiz. Buradan hareketle, önümüzdeki dönemde de fiyat istikrarı temel amacımız doğrultusunda elimizdeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz. Para politikası kararlarımızı şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almayı sürdüreceğiz.

Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik yukarı yönlü riskler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirlenecektir. Bu doğrultuda politika duruşu, enflasyon gelişmeleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak dezenflasyon sürecini en kısa sürede tesis edecek ve orta vadeli hedeflere ulaşıncaya kadar bunun sürekliliğini sağlayacak bir sıkılık düzeyinde belirlenmeye devam edilecektir.

Sıkı parasal duruş enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecektir.

Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli hedefimize ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikâmesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Konuşmama son vermeden önce önemli gördüğüm bazı konulara ilişkin değerlendirmelerimi de paylaşmak istiyorum.

Enflasyon Raporumuzda ortaya koyduğumuz orta vadeli çerçeveyle uyumlu şekilde 2023 yılında enflasyonu yüzde 5’e indirmek ve bu seviyeyi kalıcı kılmak konusunda kararlı olduğumuzun altını çizmek isterim.

Hedeflediğimiz düşük enflasyon ortamının sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışı için bir ön koşul olduğunun farkındayım.

Kurumsallığımız, güçlü analiz kapasitemiz ve üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle, bu hedefe varmak için kararlı ve azimli bir tutum içerisinde olacağız.

İçinde bulunduğumuz 2021 yılında, faaliyete geçişinin 90. yıldönümünü büyük bir gururla kutladığımız Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulduğu günden bu yana ülkemizin refahı için çalışan bir Cumhuriyet  kurumudur. Bu çerçevede toplumsal refahın artması için zaruri olan düşük enflasyon ortamını sağlamak ve sürdürmekle görevlidir. Bugün Merkez Bankası nitelikli çalışan kaynağı ve güçlü teknik altyapısıyla, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeleri yakından takip eden ve kendini sürekli yenileyen dinamik, vizyoner ve öncü bir kurumdur. Güçlü bir kurum kültürüne ve geleneğine sahiptir.

Merkez Bankası olarak faaliyetlerimizin tümünü ülkemizin her bir vatandaşının yararını düşünerek ekonomik gelişime katkı sağlamak amacıyla yürütüyoruz. Akademik alanda ve politika yapımında uluslararası standartlarda çalışmalar yapan nitelikli çalışanlarımızla birlikte, kurumsal kapasitemizden en iyi şekilde yararlanarak, düşük enflasyon ortamını sağlama hedefimiz doğrultusunda azimle çalışıyoruz.

Bu çalışmalarımızı yürütürken yapıcı eleştirilerin, geri bildirimlerin ve ortak aklın kendimizi geliştirmek için birer fırsat sunduğuna yürekten inanıyoruz.

Enflasyon hedeflerinin tüm paydaşlarımızca benimsenmesini ve düşük enflasyon ortamının önemi konusunda toplumsal mutabakatın sağlanmasını önemsiyorum. Bu kapsamda iletişim çağının tüm araçlarını tüm paydaşlarımızla fikrî zenginlik oluşturmak için kullanacağız.

Konuşmama burada son verirken başta Para Politikası Kurulu üyeleri ve Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğümüz çalışanları olmak üzere enflasyon raporunun hazırlanmasında ve bu enflasyon raporuyla ilgili diğer hazırlıklarda görev alan Merkez Bankamızın diğer genel müdürlükleri personeline de yürekten teşekkür ediyorum."

Etiketler